Perşembe, Mayıs 10, 2018


Kaktüsüm kaktüsüm,
Dışında mi sadece dikenlerin,
Sana dokunanlara mı?
Yoksa sana dokunanlardan mı kalma?
Kimler için her biri,
Bir acı kaç diken ediyor?
Dokunulmazlıkların, susuzlukların, kurumuş toprağın
Yaralanmaz mı sandılar seni,
Sen içine büyüdükçe?
Söküp atılmaz mı sandılar dikenlerini,
Batıyor mu sana da çiçek sandıkların?
Suyu tattıkça anladın kaktüsüm
Yaran da seninle büyüyor dikenlerin de.
Görüyor musun gövdendeki izi derin yarayı
Gücün mü yok iyileşmeye, yoksa dikenlerden mi bıktın?
Sen de anladın kaktüsüm,
Kaktüsüm dokunmazmış herkes
Kendine yük etmeye gerek yokmuş
Dokunulamayan yerlerin, tüm o dikenlerin
Sana da batıyormuş
Bak oysa sen şimdi dimdik,
Tüm yara, bere ve susuzluğa inat
Bırakarak tüm ağırlıkları, büyüyorsun.
Kaktüsüm kaktüsüm, sal artık gözyaşını,
Gülümse, artık canlandır toprağını.


Salı, Nisan 10, 2018

Hiç onunla olamadığı ama en çok onunla olduğu şeyleri düşündü. Bir anlık duraksama, geçmişe bir yolculuk ve içine dolan o ‘var ama yok’ hissi. Şimdi ise karşısında, ikisinin de bir zamanlar bilmediği o adı konmuş şehirde, bir öğle vakti büyük bir ağacın gölgesinde dinlenmekte olan nefesleri. Önlerinden geçip gidenlere odakladı dikkatini, nereye yürüyorlardı, ne zaman, hangi karşılaşma için? Birden bulutlar önüne geçti güneşin, yüzünü döndü adama, o yürümemişti belki, ama zaman onları birbirlerine itmişti. Olamayacağına daha çok ihtimal verilen bir yolculuk, o ilk karşılaşma, tüm bunlar için gösterilmesi gereken büyük bir sabır. Kimi zaman kaçar adımlarla geri dönülen, vazgeçilen o anlar. Dönülmeseydi sonrasında, zamanın gücüne izin vermeseydi, yüzünü döndüğünde kimi bulacaktı yanında? Yüzünü öbür tarafa çevirdi, diğer insanlara yöneldi gözleri. Bir akşamüstü dönerken çay ve sohbetten, bazı an ve insanların adamın varlığını nasıl vurguladığını anımsadı. Yokluğu içinde dahi varlığının ne kadar önemli olduğunu. Vazgeçip çoktan geri yürümüşken içinin ona nasıl koştuğunu. Adam gülümsedi kadını koparmak için fikirlerinden. O da sayıların, kilometrelerin, saatlerin, hatta yılların, bazen önemini yitirdiğine bir kez daha inandı. Gölgesiyle sardı adam kadını, kadın zaman içinde onunla birlikte süren bu uzun yolculuğun son durağındaydı. Ardından birkaç dize anımsandı,
“saadet zamanı, avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben
endamımız çift, suretimiz çift, ruhumuz tek, sen ve ben
bulandıran palavralardan azade, gamsız bir keyif, sen ve ben
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden”



Pazartesi, Ocak 15, 2018

Avuçlarına baktı, çizgilere, parmak izlerine. Geçtiği şehirler, durup soluklandığı insanlar, her birinden aldıkları-onlara verdikleri. Zamanla beraber akmanın birçok şeye ilaç olduğunu anlamak yıllar almıştı. Yıllar götürmüştü, duygular, insanlar. Dönüp bakınca arkasına, kalanın sadece güzel anılar olduğunu anlayınca, gidenin aslında kötü zamanlar olduğunu görmüştü. Eski zamanların o naifliği, o güzel şehrin esintisi, her akşam eve yaklaşınca bisikletten duyulan o zil sesi, dizlerine uzanılan dostlar, ilk aşklar, her şey ordaydı. Tıpkı küçük bir sandık içine saklanmışlar gibi, tozlu ama hiç unutulmayan, baktıkça sadece gülümseten hatıralar. Keşke vakti zamanında onca acıtmasaydı, batmasaydı derken, bir yanı da biliyor yaşanan her şeyin bir sebebi olduğunu. Süslü cümleler kurmaktan vazgeçiyorken artık insan, anlıyor güzelliğin sadelikte olduğunu. Güzellik sevmekte diyor, söylemekte çekinmeden. Hoş, bazı şeyleri geri getirmeyecek artık söylemek, biliyor. Ya mesafeler oluyor iki insanın kafasının arasında, ya da ona ulaşmak için bir hayat yaşamak gerekiyor. En büyük sevdanız en büyük can kırığınız oluyor, en büyük kaybınız. Böyle olunca hiçbir şey için geç olmadığını anlıyorsunuz, eğer sesini hala duyabilme imkânınız varsa, eğer bir kez olsun yüzünü görebilme ihtimali varsa, geç olmuyor hiçbir şey için. Çünkü güzellik duyurmakta kendini, güzellik söylemekte. 

Pazartesi, Kasım 06, 2017


"Yüzün yok.
Çekildi gölgesi yüzümden.
Yürüyorum bilmediğim sokaklarda.
Yabancılarda gözüm yok."

Perşembe, Ağustos 24, 2017

Bunca kalabalığın içinde
Gerek duymadığım onca insanın arasında
Her gün tanımadığım bir sürü yüz
Her birinde çözülmeyecek bir sürü mana
Sen nerdesin?
İçim yüzüne doğmuşken
Yıllar sonra belki de hatırlayamayacak olmak
Yüzündeki hangi çizgideydim bilememek
Aynı ses tonuna konuşabilmenin imkansızlığı
Her gün onlarca sesin içinde dolanırken
Herkes kendindeyken, gülüşü yerindeyken
Fikrimin seni anması
Sen giderken evimin, içimin, gülüşümün
Bana dair her şeyin bir parçasının
Avuçlarınla birlikte soğuması


Pazartesi, Temmuz 24, 2017

Kilit


  Güzel esiyor rüzgar, bazen kapatmak gözlerini her şeye iyi geliyor. Açıyorsunuz listedeki şarkılardan birini, sizin veya bir başkasının. Anladığım bir şey varsa o da çabanın gösterilmediği yerde sevginin de aslında bir yandan olmayışıdır. Hiçbir şey yapmayan insan sadece gitmenizi bekliyordur gibisinden bir klişedir belki, ama doğruluk payı çok yüksektir. Zaman içinde farklı insanlar geçiyor hayatımızdan, arkadaş, sevgili vs.. Siz de kalmıyorsunuz her zaman olduğunuz gibi ama bazen şaşıyorsunuz. İnsan belki de kendi yapısı itibariyle karmaşıkken başka bir bilinmeyenin içine giriyor. Bundan sonra mesele bunu yapacak cesareti almak oluyor, bunun verilmesi, çaba gösterilmesi. Aksi halde, siz elinizde anahtar olsa da kapının önünde öylece bekliyormuşsunuz gibi hissederken buluyorsunuz kendinizi. Ve bunu yok etmiyorlar. Önceleri yapmadığım şeyler için pişman olurdum, kendi gururum veya korkum beni hep tutardı. Sonrasında bunu aşmayı denedim, belki de öğrendim. Siz bunu artık yapabilseniz bile, insanların kayıtsızlığını değiştiremezsiniz. Bir an düşününce bu belki de tokat gibi gelir bazı zamanlar için. Ama siz orda çırpınırken karşılığında bir şey görmüyorsanız bunun başka bir adı yok. Aslında düşünüldüğünüz falan da olmuyor kimi zamanlar. Hatta belki sizin de bunu yapmışlığınız vardır başka başka insanlara. Kime bıraksın insan kendini, her şey bu kadar değişkenken, insanlar böyleyken, onlar kendini açmamışken. Bunu yaşadıkça daha iyi anlıyorsunuz. İyi bir şey değil, ama aksi olana kadar bu fikir çok da değişmeyecek. O yüzden siz de kapatıyorsunuz kendinizi insanlara. Bazen kapatmak gözlerini her şeye iyi geliyor.

                           

Pazartesi, Temmuz 10, 2017

Bir kahve fincanının etrafında parmakları dönüp durdu
Dünya üzerinde ceplerinden sonra bulunabilecekleri en uygun yerdi
Adımlarını bir ileri bir geri saydı
Son durağa vardığında kaldığı yine kendisiydi
Kendisi için olmadığını bildiği halde şarkılardaki sözlerin içine girmek
İnsanların yüzü ve kalbi arasındaki yola girebilmekten daha kolaydı
Zamanın neyi değiştirdiğini düşündü
Bir şeyleri hak etmek için neleri vermek gerektiğini
Soluklanmak için durduğu her insandan ne öğrendiğini
Yollar, yıllar, duvarlar, içine açılan kapılar
İsteyip de olamadıkları, kendinden atamadıkları
İçindeki en virajlı yolda kanının kahve telvesi gibi katı akması.


Cumartesi, Haziran 10, 2017

En sonunda oturup derin bir nefese boğuyorsun kendini, bitti diyorsun, yüzdüğün sular içinden çıktıktan sonra daha berrak geliyor gözüne. Sırtında hissettiğin ama geçeceğini bildiğin o yükleri atınca dik ama nasırlı bir şekilde duruyorsun. Bütün bir gece uykusuz kalıp sabahın aydınlanışını görünce huzuru hissetmek gibi, yeniden bir gülüşü benimsemek gibi, kendinden bir şeyler görmek ve bununla yetinmek gibi. Haklı bir edayla seviyorsun artık bir şeyleri. Yol boyunca vazgeçmeyi de, büyümeyi de, sevmeyi de öğreniyorsun çünkü. Yaşanılan tüm zorluklar seni kendine yaklaştırıyor ve o buluşma noktasına geldiğinde hazır olduğunu biliyorsun. O zaman yaşananlar ve yaşatılanlar bir sorular silsilesi olmaktan çıkıyor, resmi tamamlayan tek şeyin zaman olduğunu görüyorsun. Yorgunlukların, verdiğin üzüntüler, kendinle olan tüm kavgaların bir anlama kavuşuyor. Anlamını arıyorsun, nerde bilemiyorsun. Yıllarca önüne sunulan kitaplarda mı, bir sorunun şıkkında mı, bir insanda mı yoksa bir ifadede mi bilemiyorsun. Sonra bir şeyler seni pişiriyor, masaya konulan yemek gibi olduğunu fark ediyorsun. Her malzemesinin farklı zamanlarda eklendiğini görüyorsun, kimisinin tuz kimisinin ateş olduğunu ama hepsi tamamlanınca bir bütün oluştuğunu. Her bir parça için ayrı bir uğraş veriyorsun, her biri için o suya dalıp dalıp çıkıyorsun. Ama sonra güneşin ilk ışıklarını görünce, bir gülüşte adın yazınca yükleri de seviyorsun soğuk suları da.

Pazar, Mayıs 21, 2017


   Bırakın müzik sizi yoğursun, o hayatınızın arka fonunda çalarken siz içinde olduğunuz filmin sokaklarında dolaşın.